Bu güzel bir konu işleyebilmek maharet ister. Şeytan bir "yol kesen eşkiya" (harâmî) gibidir. Aslında bu kurduğumuz söz Kur’an-ı Kerim’deki ""Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım(Tuzaklar Kurup pusuda bekleyeceğim); sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi." (A’râf, 16-17) ayetinin bir tefsiri gibidir.
Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin el-Gunye’de bu konuya “Şeytanı Tanımak” başlığında bir bölüm koymuş. Kadiri yolu sayfamızda önceden beri kurguladığımız "İman → Kur'an → Fıkıh → Tezkiye" silsilesini birleştiren, ruhu uyandıran bir anı beraber okuyarak tefekkür edelim yazı için yorumlarınızı her zaman değerli bulmaktayım katılımcı olmak konuyu ve bilgiyi daha değerli kılar. Hazırladığımız yazıya gecelim inşallah:
Şükür Yolunun Harâmîsi: Kalp Kalesini Savunma Rehberi
Yolculuğumuz, "Eşhedü" ile başlar; ancak yol açık bir düzlük değil, her köşesi pusularla dolu bir geçittir. Bu yolda şeytan, elinde asasıyla gezen bir derviş kılığında değil, tam aksine en kıymetli hazineniz olan "Şükür" kervanınızı yağmalamak isteyen profesyonel bir eşkıya gibi bekler. Yazımızın girişindeki ayette bahsedildiği gibi.
1. Pusu Noktası: Neden Şükür Yolu?
Şeytanın ana hedefi namazınız veya orucunuzdan ziyade, o ibadetlerin ruhu olan "şükür" halidir. Çünkü şükür, kulun Rabbiyle arasındaki sevgi bağının en yüksek zirvesidir. Şükür kervanı bir kez yağmalandığında; yerini şikayet, hırs ve karanlık bir tatminsizlik alır. Abdülkadir Geylani (k.s), el-Gunye’de bizleri uyarır: Yolun tehlikelerini sezmeyen, ganimeti koruyamaz.
2. Silahlanma: İman ve İlim Kuşanmak
Şunu yazmızda belirtelim; bu eşkıyadan ancak "eli silah tutanlar" kurtulur. Peki, bir Müslümanın manevi silahları nelerdir?
* Zırh (İman): Tahkikî bir iman, şeytanın vesvese oklarının işlemediği en sağlam çeliktir. Temel akide bilgilerini hazmetmiş bir kalp, sarsılmaz bir kale gibidir.
* Kılıç (Fıkıh ve Sünnet): Eşkıya karşısında ne yapacağını bilmek teknik bir meseledir. Fıkıh, hangi eylemin meşru hangisinin pusu olduğunu ayırır. Sünnet-i Seniyye ise kılıcı nasıl savuracağınızın "metodolojisidir."
* Meşale (Kur’an ve Hadis): Karanlık bir yolda düşmanı göremezsiniz. Vahyin ışığı, yolun kenarındaki çalılıkların içine saklanmış şeytani hileleri fark etmenizi sağlar.
3. Geylânî’nin Hikmeti: Düşmanı Tanımak (Marifet)
Abdülkadir Geylani Hazretleri, şeytanı tanımanın yolun aydınlanmasındaki önemini vurgular. Düşmanını tanımayan, onun dost maskesiyle sunduğu zehri şifa zanneder. Nefsin tezkiyesi (arındırılması) tam burada devreye girer. Şeytan, dışarıdan saldıran bir düşman olsa da, kale kapısını içeriden açan bir işbirlikçisi vardır: Nefis. Nefsini tezkiye eden (eğiten) kişi, içindeki bu "casusun" sesini susturur ve dışarıdaki harâmîye karşı tetikte olur.
4. Sonuç: Bilinçli Bir Yolcu Olmak
İslam coğrafyasının bugün yaşadığı temel kriz, yolun üzerindeki bu eşkiyayı fark edememek veya ona karşı hazırlıksız yakalanmaktır. Bilinçlenme programımızın özü şudur:
* Önce İman ile kalbi mühürle,
* Vahiy ile yolunu aydınlat,* Fıkıh ile sınırlarını çiz,
* Tezkiye ile içindeki casusu etkisiz hale getir.
Ancak o zaman, Peygamberimiz (sav) önderliğinde, şükür kervanını selametle menzile ulaştırabiliriz. Unutmayın; eşkıya güçlü olduğu için değil, biz hazırlıksız olduğumuz için yolumuzu keser.

Hocam Şeytan" Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım(Tuzaklar Kurup pusuda bekleyeceğim); sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi."
ردحذفYazilmakta seyatn büyük bir ilme sahip idi neden cenab-ı hakk'a beni azdırdın kelimesini kullanıyor ki neden yanlış bir kader anlayışı var ki Allah imtihan eder kulları imtihan hususunda bir duruş sergiler beni azdırdın kelimesinin altında bir sır bir hikmet var mıdır
Şeytanın bu tavrı, modern insanın "koşullar beni böyle yaptı", "genetik kodum böyle" veya "kaderimse çekerim" diyerek kendi günahlarını meşrulaştırma çabasının ilk örneğidir. Şeytanın kader anlayışı, insanın cüzi iradesini yok sayan ve Allah’ı -hâşâ- zulümle suçlayan bir "cebir" mantığıdır. İblis’in "Beni azdırdın" demesi, onun kendi kibrini Allah’ın iradesine perde yapma girişimidir. Buradaki hikmet, kulun başına ne gelirse gelsin, hatayı kendi nefsinden, lütfu ise Allah’tan bilmesi gerektiği dersidir. İlim, insanı tevazuya götürmüyorsa, İblis’te olduğu gibi sadece yıkıcı bir silaha dönüşür.
ردحذف